Ekosistem ve Biyoçeşitlilik

 

biyocesitlilik

Fotoğraf : eoc.org.cy (European Office of Cyprus)

Biyoçeşitlilik
Biyoçeşitlilik bir bölgedeki türlerin, türler arasındaki ilişkilerin ve tüm ekolojik olayların çeşitliliğine denir. Dünya’da tanımlanmış ve sınıflandırılmış 1.350.000 hayvan türü, 390.900 bitki türü ve 69.000 mantar türü bulunmaktadır, varolan bitki ve hayvan türleri toplamının gerçekte 50 milyondan fazla olduğu, mantar türlerinin ise yaklaşık 1.5 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

1. Biyoçeşitliliğin Oluşumu ve Değişimi
Biyoçeşitliliğin oluşumunda ve değişiminde doğal etmenler, paleocoğrafya ve biyolojik etmenler etkilidir.

a. Doğal Etmenler ve Biyoçeşitlilik
Biyoçeşitliliğin oluşmasında en etkili etmenler doğal etmenlerdir. İklim, yer şekilleri ve toprak yapısı doğal etmenleri oluşturur.

İklim

sicakliklaryagislar

İklim doğal etmenler içinde en belirleyici olan etmendir. Ekvatoral iklime sahip bölgeler tür çeşitliliği ve sayısı açısından Dünya’nın en zengin yerleriyken, soğuk ve kurak iklime sahip bölgelerde seyrek bitki örtüsü ve az sayıda hayvan türü bulunur. Örneğin Arap Yarımadası’nda ve Kuzey Afrika’da bulunan sıcak ve kurak bölgeler neredeyse hiç canlının yaşamadığı çöl biyomlarını oluştururken, günlük ortalama yağışın 7-8 mm’yi geçtiği, yıllık sıcaklık ortalamasının ise 24-27 derece civarında olduğu ekvatora yakın bölgeler tür çeşitliliği açısından zengin, tropikal yağmur ormanı biyomlarını oluşturur.

Yer Şekilleri ve Biyoçeşitlilik

yukseklikDenizler karada yaşayan canlıların, karalar ise denizde yaşayan canlıların yayılmasına engel olur. Bu nedenle kıtalardan uzak adalarda ana karada görülmeyen bitki ve hayvan türlerine rastlanır.

sokotra

Örneğin Yemen’in güneyindeki Sokotra adasında bulunan 800’den fazla bitki türünün yaklaşık 60%’ı yalnızca bu adada bulunan türler olup Dünya’nın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadır.

Kıyıya paralel yüksek dağ sıraları, bulunduğu bölgede denizel iklimin karaya ilerlemesini engeller ve kısa mesafede karasal-denizel iklim farkı oluşmasına neden olur. Bu durum dağın denize bakan yamaçlarında ılık ve yağışlı bir iklim yaşanırken iç kesimlere bakan yamaçlarında genellikle az yağışlı bir iklim yaşanmasına yol açar. Dolayısıyla dağın denize bakan yamaçlarındaki bitki ve hayvan çeşitliliği iç kesimlere bakan yamaçlara göre çok daha fazladır.

karasalbitki

Örneğin Doğu Karadeniz Türkiye’nin en çok bitki çeşidine ve yoğunluğuna sahip bölgesi olduğu halde, kıyıya paralel ve yüksek dağlar nedeniyle kısa mesafede oluşan iklim farkı, dağların iç kesimlere bakan yamaçlarındaki Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum’un karasal bitki örtüsüne sahip iller olmasına yol açar.

Dağların uzanış şekli ve ana karaya uzaklık dışında yükselti de yer şekillerinin biyoçeşitliliğe etkilerinden biridir. Her canlı türü belirli bir yükseklikte yaşayabilir. Örneğin kızıl pandalar yalnızca 2200 m ile 4800 m arasında yaşarlar. Bitki türleri de yükseltiden etkilenir.

Ekvatoral bölgelerde;

  • 0 – 1000 m arasında yağmur ormanları
  • 1000 – 2000 m arasında tropikal dağ ormanları
  • 2000 – 3500 m arasında iğne yapraklı ormanlar
  • 3500 – 5000 m arasında alpin çayırlar
  • 5000 m üstünde ise kalıcı karlar bulunur.

İklim farkı nedeniyle canlı türlerinin ve kalıcı kar sınırının yükseklikle değişimi Dünya’nın her yerinde aynı değildir. Örneğin Türkiye’de Akdeniz Bölgesi’nde

  • 0 – 500 m arasında maki ve kızılçam
  • 500 – 1500 m arasında kızılçam,
  • 1500 – 2000 m arasında iğne yapraklı ormanlar (karaçam)
  • 3500 m üstünde kalıcı kar bulunur.

Toprak ve Biyoçeşitlilik

Mineraller, fotosentez için gerekli olduğundan minerallerin az olduğu topraklardaki bitki çeşitliliği azdır. Bitki çeşitliliğinin azlığı otoburların, otoburların azlığı da etoburların azlığına yol açar. Minerallerin aksine, tuz ve kirecin fazlalığı ise bitki gelişimini olumsuz etkiler.

Kurak ve Yarıkurak Bölge Toprakları

  • Çöl toprakları, yıkanmadığı için kireç ve tuz miktarı en fazla olan topraklardır ve bitki çeşitliliği yok denecek kadar azdır.
  • Çernezom topraklar, sert karasal iklim bölgelerinde, çayır bitki örtüsü altında oluşan topraklardır, humus bakımından oldukça zengin oldukları için verimli topraklardır. ABD, Kanada, Ukrayna ve Arjantin’de yaygındır.
  • Kahverengi ve kestane renkli step toprakları, ılıman karasal iklim bölgelerinde, bitki örtüsünün step olduğu yerlerde görülür, humus oranı düşük, kireç oranı yüksek olduğundan verimleri düşüktür.

Intrazonal Topraklar

  • Vertisoller ve rendzinalar fazla miktarda kireç içerdiklerinden bitki çeşitliliği azdır.
  • Halomorfik topraklar yağışın az buharlaşmanın fazla olduğu bölgelerde görülür. Çok tuzlu olduğundan bitki çeşitliliği azdır.
  • Hidromorfik topraklar sürekli su altında kalan bataklık topraklarıdır, bitki çeşitliliği azdır.

Azonal Topraklar

  • Alüvyal topraklar, akarsuların geçtiği yerlerde yataklarından aşındırdıkları malzemeleri eğimin azaldığı yerde biriktirmesi sonucu oluşan genç topraklardır. Mineral ve organik madde miktarı fazladır. Delta ovalarında, çöküntü ovalarında, taşkın sahalarında, eski akarsu yataklarında, dağların arasındaki ovalarda görülür. Ülkemizin en verimli topraklarıdır.
  • Kolüvyal topraklar, dağların yamaçlarında aşındırılan malzemelerin eğimin azaldığı yerde birikmesiyle oluşur, bitki çeşitliliği azdır.
  • Lös topraklar, rüzgarların taşıdığı kurak ve yarı kurak bölge topraklarıdır, bitki çeşitliliği azdır.
  • Moren topraklar, buzulların taşıdığı en az bulunan toprak çeşididir, bitki çeşitliliği çöl topraklarında da olduğu gibi yok denecek kadar azdır.
  • Regosol topraklar, volkanik arazilerde kolüvyal depolar üzerinde oluşan kumlu topraklardır, ülkemizde Nevşehir’de ve Doğu Anadolu’nun volkanik arazilerinde görülür, patates ve tahıl tarımına uygundur.

b. Paleocoğrafya ve Biyoçeşitlilik

580px-Snider-Pellegrini_Wegener_fossil_map.svg

250 milyon yıl önce tüm kıtaların birleşik olduğu Pangea adı verilen dev kıtanın milyonlarca yıl içinde yavaş yavaş parçalanması türlerin dağılımını etkilemiştir. Günümüzde Afrika ile Güney Amerika’da, Hindistan ile Antarktika’da aynı fosillerin bulunması Pangea’nın ve Pangea’nın parçalanmasının biyoçeşitliliği etkilediğinin kanıtıdır. Birleşik olan kıtaların birbirinden ayrılması bazı türlerin birbirinden ayrılmasına yol açarken birbine uzak kıtaların yaklaşması farklı türlerin birbiriyle etkileşmesine neden olmuştur.

c. Biyolojik Etmenler ve Biyoçeşitlilik

Paleocoğrafyanın ve yer şekillerinin biyoçeşitliliği etkilemesi milyonlarca yıl sürdüğünden günümüzde biyoçeşitliliği etkileyen temel etmenler biyolojik etmenlerdir. Biyolojik etmenler içinde insanın rolü çok büyüktür.

Bazı hayvanların aşırı avlanması ve kaçak avcılık biyoçeşitliliğe doğrudan zarar verir. Karadeniz’deki 161 balık türünün 59’u insanlar nedeniyle yok olmuştur.

Tarımda kimyasalların kullanımı, türlerin genetiğinin değiştirilmesi, sanayileşme ve ormanlık alanların tarıma açılması da biyoçeşitliliği olumsuz etkiler.

2. BİYOÇEŞİTLİLİK VE BİYOMLAR

Tropikal Yağmur Ormanları Biyomu

rainforest

output_sg6oJm

Karakteristik bitki türleri sürekli yeşil kalan, geniş yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Bu ormanların büyük bir kısmı son 150 yıl içinde insanlar tarafından yok edilmiştir. Günümüzde Orta Afrika’nın batısında, Güney Amerika’nın kuzeyinde ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde bulunur. Tropikal yağmur ormanları genellikle yağışın fazla ve düzenli olduğu ekvatora yakın bölgelerde görülür. Karkteristik hayvan türleri orangutan, kaplan, jaguar, yarasa, kelebek ve böcek türleridir.

Ilıman Orta Kuşak Ormanları Biyomu

Boston Herald Media

output_59lTzb

Karakteristik bitki türleri geniş yapraklı yapraklarını döken ormanlar ve iğne yapraklı ormanlardır. Genellikle kışların çok soğuk olmadığı, yazların serin olduğu bölgelerde bulunur. Karakteristik hayvan türleri kahverengi ayı, kartal, sincap, geyik, karaca, köstebek ve çeşitli kuş türleridir.

Çöl Biyomu

col2

output_p6kvE9

Karakteristik bitki türleri su depolayabilen kaktus gibi bitkiler ve kuraklığa dayanıklı otlardır. Yağışların çok az olduğu bölgelerdir. Yıllık yağış ortalama 20 mm ile 200 mm arasındadır. Bazı yıllar hiç yağış düşmeyebilir. Günlük sıcaklık farkı çok yüksektir. Karakteristik hayvan türleri yılan, kertenkele, örümcek, akrep, yarasa, çakal, çöl tilkisi, akbaba ve çeşitli böcek türleri.

Savan Biyomu

afrika-savan

output_7bPbCR

Karakteristik bitki türleri yazın yeşerip kışın sararan yüksek boylu savan otları ve şemsiye akasya ağacıdır. Yıllık sıcaklık ortalaması yüksektir, yaz ile kış arasında fazla sıcaklık farkı yoktur. Yazlar yağışlı, kışlar kurak geçer. Karakteristik hayvan türleri zürafa, zebra, fil, arslan, leopar, çita, babun, timsah, antilop, sırtlan, deve kuşu, yılan ve böcek türleridir.

Çalı Biyomları

maki

output_R0WcoC

Kaliforniya, İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye’de Ege ve Akdeniz bölgeleri, Güney Afrika, Güney Amerika, Avustralya’nın güneybatısı. Karakteristik bitki örtüsü makidir. (Bodur ağaç türleri ve zeytin ağaçları.) Karakteristik hayvan türleri; keçi, yabani koyun, tavşan, puma, böcek ve kuş türleri.

Ilıman Çayır ve Ot Biyomları

mogolistanoutput_VrNQor

Karakteristik bitki örtüsü ilkbaharda yeşerip yaz aylarında sararan ot türleridir (bozkır, çayır) Yıllık yağış miktarı azdır, kışlar soğuk, yazlar sıcak ve kuraktır. Yağışın çoğu ilkbahar aylarında düşer. Karakteristik hayvan türleri lama, bizon, bufalo, kanguru, yırtıcı kuşlar ve yabani atlardır.

İğne Yapraklı Soğuk Ormanlar Biyomu

igneyapraklisoguk

output_irdoq2

Karakteristik bitki örtüsü iğne yapraklı ve uzun boylu tayga ve boreal ormanlarıdır. Kışların soğuk ve kar yağışlı, yazların serin ve yağışlı geçtiği, yıllık sıcaklık farkı yüksek bölgelerde görülür. Karakteristik hayvan türleri ren geyiği, kurt, samur, vizon, vaşak, kunduz, boz ayı, karibu, kar tavşanı ve baykuştur.

Tundra Biyomu

img-eco-alasakatundra_big

output_ZZX2dU

Karakteristik bitki türleri kaya yosunları, likenler, bazı ot ve çalılardır. Tundralar yılın 4’te 3’ünden uzun süre karla kaplıdır. Tundra bitki örtüsü kutup altı bölgelerde görülür. Karakteristik hayvan türleri kar leoparı, kutup tilkisi, kutup ayısı, misk öküzü ve kar kuşlarıdır. Güney Yarımküre’de Tundra biyomu yoktur.

Kutup Biyomu

2.7_4.2_2.4

north-pole-ice

output_w7L6Q7

Buzla kaplı olduğundan bitki örtüsü yoktur. Sıcaklık yıl boyunca sıfırın altındadır. Karakteristik hayvan türleri; penguen, kutup ayısı, fok.

Dağ Biyomu

alpine-meadow-2415759_960_720

dagbiyomu2

Karakteristik bitki türleri alpin çayırlardır. Himalaya, And, Kayalık Dağları, Tibet Platosu gibi yüksek alanlardır. Karakteristik hayvan türleri dağ keçisi, tibet öküzü, kartal ve kurttur.

Deniz Biyomu

129794_1431927585_1

derinlik

Karakteristik bitki türleri yosunlar ve bitkisel planktonlar, karakteristik hayvan türleri ise yunus, balina, ahtapot, yengeç, istakoz, yılan balıkları, midye, balık türleri ve hayvansal planktonlardır.

ENERJİ AKIŞI VE MADDE DÖNGÜLERİ

a. Besin Zinciri

Besin zincirinin ilk halkasını oluşturan ve güneş enerjisini kullanarak fotosentezle besin üreten canlılara üreticiler denir. Bu grubu yeşil yapraklı bitkiler, siyanobakteriler, diyatomeler ve çeşitli bakteriler oluşturur.

Bitkilerle beslenen otçullara birincil tüketiciler denir. Sığır, öküz, keçi, koyun, manda, at, eşek, geyik, fil, zebra, antilop…

Otçullarla beslenen etçillere ikincil tüketiciler denir. Çita, jaguar, puma, panter, kurt, kedi, köpek…

Üçüncül tüketiciler hem otçul hem de etçillerle beslenen, diğer hayvanların leşlerini de tüketebilen hayvanlardır.

Ayrıştırıcılar besin zincirinin son halkasını oluşturur. Ölen üretici ve tüketici canlıların kalıntılarını ayrıştırarak mineral ve humusa dönüştürürler. Bakteri ve mantarlar ayrıştırıcıdır.

b. Enerji Akışı

Bir canlı depoladığı enerjinin 90%’ını kendi yaşam gereksinimleri için kullanır. Besin zinciri içerisinde bu enerjinin yalnızca 10%’u kendisiyle beslenen başka bir canlıya aktarılır. Bu aktarıma enerji akışı denir ve besin piramidi olarak adlandırılan bir piramit modeli ile gösterilir. Enerji akışı kesintisiz olarak gerçekleşir.

c. Madde Döngüleri

Karbon Döngüsü

Karbondioksit, yeşil bitkilerin ve bazı alglerin fotosenteziyle, deniz hayvanlarının kabuk oluşturmasıyla, canlıların ölümü sonucunda fosil yakıtların bünyesinde tutulmasıyla, tortulanma sonucu kireçli kayaçların bünyesinde birikmesiyle tüketilir; hayvanların ve insanların solunumlarıyla, ölen canlıların çürümesiyle, orman yangınlarıyla ve volkanik aktivitelerle, toprak oluşumu sırasında kireçli kayaçların ayrışmasıyla, fosil yakıtların yakılmasıyla doğaya tekrar döner.

Azot Döngüsü

Azot gazı atmosferin 78%’ini oluşturur. Atmosferdeki azot yıldırımlar ve bakteriler tarafından nitrata dönüştürülür. Azotun nitrit ve nitrata dönüştürülme sürecine nitrifikasyon denir. Atmosferdeki nitrat yağışla toprağa, ardından üretici ve tüketici canlılara geçer. Ölen bitki ve hayvanların ayrıştırıcılar tarafından parçalanmasıyla nitrat tekrar atmosfere döner. Deniz ve göl tabanlarında biriken nitratlı maddelerin su bitkileri tarafından kullanılmasıyla çıkan azotun da bir miktarı tekrar atmosfere salınır.

Su Döngüsü

  1. Buharlaşma : Güneş enerjisiyle suyun gaz hale geçmesidir. Atmosferdeki nem 90%’ının kaynağıdır.
  2. Terleme : Canlıların, su kaybetmesi olayıdır. Atmosferdeki nemin yaklaşık 10%’u bu yolla sağlanır.
  3. Yoğuşma : Havadaki su buharının sıvı hale geçerek bulutları oluşturmasıdır.
  4. Yağış : Bulutlardaki suyun katı ya da sıvı halde yere dönmesidir.
  5. Yüzey Akışı : Kar ve buzların erimesiyle ya da yağışla oluşan suların eğim doğrultusunda akışa geçmesidir.
Reklamlar